Doğanın İyileştirici Gücü


Evlerimizde kalmak zorunda olduğumuz bu günlerde eminim hepimiz çimlerde uzanıp gökyüzünü izlemeyi, temiz havayı içimize çekerken yürümeyi, bol bol D vitamini almayı çok özledik. Doğanın iyileştirici gücü inkar edilemez bir gerçek.

Psikologlar doğa içinde zaman geçirmenin terapiye eş değer olduğunu, depresyon, stres ve kaygı gibi insanların karşılaştığı sorunların birçoğunu tedavi edebileceğini söylüyorlar.

Doğa ile düzenli temasın bilişsel, duygusal ve sosyal katkıları ise şu şekilde sıralanabilir :

  • Doğayla temas duyuları harekete geçirir. Böylece daha farkındalıklı bir yaşama adım atmayı sağlar. Farkındalıklı yaşam ise şimdiyi daha huzurlu ve etkili bir şekilde deneyimlememizi sağlar.
  • Doğa; merak, dikkat ve hayal gücünü güçlendirir. Değerleri içselleştirmeye yardımcı olur.
  • Doğada atılan bir tohumun sonuçlarını almak için beklemek gerektiğinden özellikle çocuklarda sabır ve hazzı erteleme becerisinin gelişmesine katkı sağlar.
  • Çeşitlilik içeren büyük bir ekosistemin içinde olma bilincinin hem çevresel hem de toplumsal duyarlılığı ve sorumluluk hissini arttırması beklenir.
Bir süreliğine de olsa biz doğaya çıkamıyoruz. O halde doğa evimize gelsin !

Bahsedildiği üzere doğa içinde vakit geçirmek ile ilgili açıklamalara katılmakla beraber  evde, saksıda bir çiçek büyütmenin bile terapik bir etkisi olduğunu ve kişiyi geliştirdiğini düşünüyorum. Çiçeği saksıya ektikten sonra heyecanla onun büyümesini beklemek emek vermeyi de öğretir bir bakıma. Sürekli büyüyen bir canlının sorumluluğunu üstlenmek, onun yaşaması için çaba sarf etmek… Çiçek bakmanın bir kez başlanınca bir daha bırakılamayacağını düşünenlerdenim. Hatta bunu artık çiçek koyacak yer kalmayan odamdan biliyorum diyebilirim:)

Emek verdiğin bir şeyin gelişimini görmekle beraber onunla ilgilenmek de bir o kadar rahatlatıcı oluyor. Büyüdükçe saksısını değiştirmek, budamak, toprakla haşır neşir olmak tüm negatif enerjiyi toplayıp suyla beraber götürüp atıyor. Toprağa dokunmanın da birçok faydası olduğu inkar edilemez bir gerçek:

  • Toprakla her haşır neşir oluşumuzda vücudumuzda hastalıklara yol açan enflamasyon azalıyor.
  • Toprakla temas, gün boyu wi- fi sinyalleri, bilgisayar ve akıllı telefon sinyalleriyle yüklendiğimiz elektriği boşaltmamızı sağlıyor.
  • Toprakla bağlantıda olmak vücudun kortizol seviyesini aşağı çektiğinden doğal olarak stresi de azaltıyor. Kortizol aynı zamanda yaşlanmayı ve karın bölgesinde yağlanmayı da yaratıyor. Yani toprakta yürüyerek bu konularda da olumlu sonuçlar alabiliyorsunuz.
  • Gün içinde daha yüksek enerjiye sahip olmamızı da sağlıyor. Hem stres hormonunun azalması hem uykuyu düzenlemesiyle sürekli toprağa değen kişiler daha enerji dolu oluyor.
  • Toprakla yapılan mesai, insan psikolojisine de iyi geliyor.

Hazır evlerimizdeyken bu işe başlamak için en güzel zamanlardan biri diyebilir miyiz ?

O halde bazılarını benim de büyütüyor olduğum birbirinden güzel bazı çiçeklerden bahsedelim:

  • Barış Çiçeği : Uzun ömürlü bir iç mekan bitkisidir. Bakımı kolaydır. En çok çiçeklenmeyi yazın yapar ama dört mevsim de çiçek açabilir. Çiçekli olmadığı zaman da parlak yeşil yaprakları çok güzel görünür.
  • Atatürk Çiçeği : Kış günlerinde eve sıcaklık katmak için idealdir.
  • Kalanşo : Rengarenk çiçekler açar. Kolay bakımıyla sadık bir bitkidir.
  • Menekşe : Özellikle ülkemizde evlerde en yaygın bulunan çiçeklerin başında menekşeler geliyor. Bunun en önemli nedenlerinin başında menekşelerin ev bitkisi olarak bakımlarının kolay olması. Güneş ışığını dik açıyla almayan bir yerde büyümesine özen gösterilmeli.
  • Sardunya : Yaz aylarında çiçek açan ve büyürken sürekli sulamaya ihtiyaç duymayan sardunyalar da ülkemizin en popüler çiçeklerinden biri.

Bol çiçekli günler dilerim ! 🙂

KAYNAK

KAYNAK2

KAYNAK3

 

 


Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Belki Beğenirsin

Fazla: Genel

KAÇIRMAYIN

%d blogcu bunu beğendi: