İkarus’un Düşüşü Sırasında Bir Manzara


İkarus, Yunan mitolojisinin karakterlerinden biridir. Yunan mitolojisindeki, Kekrops, yani Attika’nın kral soyundan gelme olduğu varsayılan Atinalı bir zanaatkar sanatçısı olan Daidalos’un oğludur. Daidalos ilk kez Homer tarafından Ariadne’nin dans yerinin mimarı olarak anlatılır. Daidalos, hem mimar hem heykeltıraş hem de her türlü mekanik araçlar yapan çok yönlü bir yaratıcıdır. En önemli sanat eseri olarak, Eflatun’un Menon adlı diyaloğunda sözü geçen canlı heykelleri gösterilir.

İkarus ve babası Daidalos, Kral Minos’un emriyle kuleye kapatılır.

Daidalos ve oğlu İkarus, Theseus’un Labyrinthos’da (labirent) yolunu nasıl bulabileceğini Ariadne’ye anlatarak Minotaurus’un öldürülmesine yardım ettikleri için kral tarafından cezalandırılırlar. Daidalos, kendisi ve oğlu için kapatıldıkları bu kulenin penceresinden kaçmaya yarayacak bal mumu ve kuleye ziyaretlerine gelen kuşların tüyleriyle bir çift kanat yapar. Babası, Ikarus’a uçarken zevkten kaçınması gerektiğini ve uçmanın coşkusuyla güneşe yaklaşmamasını, kanatları nemlendireceğinden denize de yakın uçmaması gerektiğini söyler. İkarus uçabilme özgürlüğü ile babasını dinlemez, güneşe fazla yaklaşınca bal mumu erir ve Ege Denizi’ne düşerek hayatını kaybeder.

Resimde İkarus’un ikincil bir figür olarak yer alması dikkatleri çekerken, resmin sağ alt köşesinde suya çakılırken çizilmesi ve çırpınan bacaklarıyla gülünç bir figür oluşturur. Üzerinde, havada uçuşan birkaç tüy görülür. Konunun diğer ana karakteri olan Daidalos ise resimde yoktur. Brueghel’in tablosunda asıl önem çiftçi, çoban ve balıkçı gibi Ovidius’un anlatımında da yer alan diğer karakterlere verilmiştir.

Dayanıksız oltalarla balık avlayanlar, değneğine dayanmış duran birçok çoban ve çiftin arkasından giden birçok köylü her ikisini de şaşkınlıkla izlemiş, onların Tanrı olduklarını düşünmüş, zira ikisi de gökte çok yükseklere çıkabiliyorlarmış.

Deniz kenarındaki balıkçının, ortada yer alan çobanın ve tarlasındaki çiftçinin ortak yanı, İkarus’un düşüşüne hiç ilgi göstermemeleridir. Resmin ön planındaki kılıç ve para çantası “Kılıç ve para iyi ele muhtaçtır.” şeklindeki Flaman deyimini akla getirir. Hemen yanındaki tahıl çuvalı ise “Taşa ekilen tohumdan hiçbir şey bitmez.” deyimini anlatır. Bunlar, İkarus’un yararsız çabasına göndermelerdir. Çalılıklara yarı saklanmış durumdaki ceset ise “Ölen bir adam hiçbir pulluğu durdurmaz.” sözünü betimler.

Çiftçi, çoban ve balıkçı, doğa ile evrenin stoacı yasalarına uygun davranırlar. Keklik bile boğulan İkarus’a bakmaz.

Tabloda güneş ufukta batarken İkarus’un neden tam tersi yöndeki bir yere düştüğü belirsizdir. Güneşin dünyadan uzaklığı Bruehgel’in zamanında henüz bilinmiyordu ancak aradaki mesafenin birkaç kilometreden çok daha fazla olduğu bilinmekteydi. Zenit noktasındaki biri için bile en azından yarım günlük yol olduğu düşünülürdü.

Resim için diğer bir açıklamaysa çiftçinin simyacılığı temsil ettiği yönünde olabilir. Simyacılar, zanaatlerini  çiftçilerinkiyle kıyaslardı çünkü metalleri, gelişip üreyebilen organizmalar, yani çiftçilerin ekinleri gibi görürlerdi. Resimde sopasına dayanmış çoban, gençliğinde kardeşi Apollon ile birlikte çobanlık yapmış olan Hermes’i, yani Roma mitolojisindeki adıyla güneşe en yakın gezegene ismi verilen Merkür’ü temsil eder. Tablodaki gemi bir karıştırma kabı, deniz ise cıva (mercury) olabilir. Böylece resimde, cıvayla yapılan zorlu ve uzun deneyler tehlikeli bir deniz yolculuğuna benzetilmektedir. Tabloda güneş dünyanın simya yoluyla yenilenmesini temsil ediyorsa, İkarus da başarısız bir simyacı olacaktır.

Daidalos’un Girit’teki tutsaklığından önceki bir hikayeye de resimde yer verilmiştir. Kendisi gibi yetenekli olan ve testere, pergel gibi çeşitli aletleri kendi başına icat eden yeğeni Perdix’i kıskanan Daidalus, on iki yaşındaki çocuğu Akropolis’ten aşağıya atar. Bunu gören Athena düşmekte olan çocuğu bir kuşa çevirir. Bu düşüş sebebiyle yükseklerden korkan, yuvasını hep alçak dallara kurup yere yakın uçan bu kuş bir kekliktir. İkarus’un cenazesine de katılan bu kuş tabloda, balıkçının solundaki dallara konmuş bir çil keklik olarak resmedilmiştir.

ikarus’un Düşüşü Sırasında Bir Manzara tablosu, Flaman ressam Pieter Brueghel’e atfedilen bir tablodur. Tuval üzerine yağlı boya ile 1558’de çizilmiştir. Tablo, Brüksel’deki Belçika Kraliyet Güzel Sanatlar Müzesi’nde sergilenmektedir.


Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Belki Beğenirsin

Fazla: Genel

KAÇIRMAYIN

%d blogcu bunu beğendi: